Festival ödül töreni yapıldı

altAdnan Yücel 4. Edebiyat ve Sanat Festivali ödül töreni, Adnan Yücel dostlarının katılımıyla yapıldı.

Adnan Yücel 4. Edebiyat ve Sanat Festival ödül töreni Türkan Saylan Kültür Merkezi Nazım Hikmet Salonu’nda gerçekleştirildi.

 Etkinliğe geçilmeden önce Festival Komitesi adına kısa bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, "Öldürülen çocukların buzdolabında saklandığı bir dönemde, önceki senelerden farklı olarak, bu sene festival ve şenliklerimizi 7 Haziran sonrası oluşan gerilimli atmosferden dolayı uygun görmedik, ödül törenini salon etkinliği şeklinde gerçekleştirmeye karar verdik. Ancak Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali, bundan sonraki yıllarda yine sokaklarda ve olması gerektiği gibi yapılacak" denildi.

 

 

Adnan Yücel 4. Edebiyat ve Sanat Festivali ödül töreni, jüri üyelerinin, yarışmacıların ve Adnan Yücel dostlarının katılımıyla yapıldı.

 

Festivalin ödül töreni, festival aktivistlerinden Nurettin Polat’ın “Hoşgeldiniz” konuşmasıyla başladı. Nurettin Polat Adnan Yücel’in,

Ne ki yağmur damlaları,

Nar çiçekleri,

Rüzgar ve soluğu rüzgar olanlar,

Gül kıyımları, yeraltı nehirleri,

Ateş ve güneş,

Sonsuza koşan düşler…

 

dizelerini okuyarak kitleyi selamladı:

Nice kanlı sabahlara uyandık bir kez daha, ülkemizin her yerinden ölüler toplanıyor. 20 Temmuz günü otuz üç canımız savaşa karşı barış sloganlarıyla yürüdükleri Suruç’ta ellerinde kalemleri, kitapları, çocuklara götürdükleri oyuncaklarla katledildiler. Ve bizler onlara söz veriyoruz; asla unutmayacağız! Asla bağışlamayacağız! Onların bu umut yürüyüşünü yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek sürdüreceğiz! Her katliamla bizleri umutsuzluğa, tükenmişliğe sürüklemek isteyenlere inat tüm gücümüzle bağırıyoruz: aramızdasınız, sıramızdasınız!

 

Etkinliğe, Suruç’ta katledilenler şahsında güneşe uğurladığımız bütün kavga arkadaşlarımız, yoldaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşunda bulunularak devam edildi.

 

Saygı duruşunun ardından şiir ve öykü yarışmalarının jüri üyeleri tek tek tanıtılarak katkılarından dolayı kendilerine teşekkür edildi.

 

Daha sonra Adnan Yücel’in yazdığı “Ateşin ve Güneşin Çocukları” şiirinden esinlenerek hazırlanan slayt gösterime sunuldu.

alt

Slayt gösterimin ardında Yapı Sanatevi adına Haluk Akay bir konuşma yaptı:

 

24 Temmuz 2002’de kaybettiğimiz “Aşkın ve kavganın şairi” Adnan Yücel’in ölümünün üstünden tam 13 yıl geçti.

Adnan Yücel, Türkiye’deki toplumcu gerçekçi şiir geleneğinin bir parçasıdır. O damarın özellikle de 12 Eylül faşizmi koşullarında yeniden üretilmesinin, bulunduğu noktanın ilerisine taşınmasının adıdır. Kavga-emek-umut-özlem-aşk ve onuru; evrensel ve yerel, tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla yeniden üreten bir şiir emekçisidir. Toplumcu şiir ve edebiyat onun/onların bıraktığı yerden devam ediyor-edecek. Biz kendi cephemizden, açtığımız bu kanalla mütevazı de olsa bir katkıda bulunmak, Adnan Yücel’i de bu katkı içinden yaşatarak bugüne taşımak amacıyla çıktık bu yola.

Festivalimiz geçen yıl, emperyalist barbarlığın öz çocuğu IŞİD çetesine karşı Kobanê’de ölüm-kalım kavgasının verildiği günlere denk gelmişti. Festival şenliğimizi bu nedenle yapmadık. Sade bir ödül töreniyle yetindik.

Bu yıl ise Türkiye bir iç savaş içinde. Kürt illeri abluka altına alınıyor, top ve havan ateşiyle yakılıp yıkılıyor, 35 günlük bebeden 70′lik dedelere kadar Kürt halkı keskin nişancı katiller tarafından sokaklarda hatta evlerinin içinde kurşunlanıyor. Bu koşullarda da şenlik yapmayı doğru bulmadık. Bu gün bu yüzden bu mütevazi ödül töreninde bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Adnan Yücel’in anmanın yolu, her dönemde, işçi sınıfı başta olmak üzere tüm ezilenlerin sesi soluğu olmaktan, onların sadece acılarını değil umut ve özlemlerini de paylaşmaktan, emeğin ve insanlığın kurtuluşu için dövüşenlerle omuz omuza verip kavgayı büyütmek için elinden geleni yapmaktan geçer.

Adnan Yücel Edebiyat ve Şiir Festivali’ni bundan sonra da bu ruh ve yaklaşımla sürdüreceğiz. Onun son tahlilde salonlara sıkışmış bir etkinlik haline gelmesine meydan vermeyeceğiz. Kavganın şairi Adnan Yücel’in adına ve sanat anlayışına uygun bir yaklaşım ve ısrarla onu işçi havzalarına ve emekçi semtlerine taşıyıp tıpkı Gezi’ de olduğu gibi sokaklarda ve alanlarda büyüteceğiz. İki yıldır bizi festival etkinliklerimizi sınırlamaya zorlayan neden ve gelişmelere gelecek yıllarda yanıtımız bu çizgide olacak. Festivali bu perspektifle daha güçlü örgütleyeceğiz.

Bugün yangın yerine çevrilmiş coğrafyamızda, bize bu acıları yaşatan burjuvazi ve emperyalizme karşı görevimiz kendi yangınımızı harlama zamanıdır. Yakalım ki yayılsın dünyaya/Ateşin ve güneşin ölümsüz sesi…

 Haluk Akay’ın konuşmasının ardından şiir ve öykü yarışmasının ödül törenlerine geçildi.

 

alt

Ödül töreni için Âba Müslim Çelik, Hakkı Zariç ve İnşat işçileri Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol davet edildi. Şiir dalında birinciliği alan Ömriye Karataş ödülünü Hakkı Zariç’ten, ikinciliği alan Mehtap Kılıç ödülünü Aba Müslüm’den, üçüncülüğü alan Burak Aksoy ise ödülünü İnşat İşçileri Sendikası Başkanı Mustafa Adnan Akyol’dan aldılar. Şiir dalında dereceye giren yarışmacılar, hem mutlu olduklarını hem de Kürdistan’daki katliamlardan dolayı buruk olduklarını yaptıkları kısa konuşmalarla dile getirdiler.

alt

Öykü dalında birinciliği alan Kezban Şahin Taysun’a ödülünü Aydın Ilgaz, ikinciliği alan Akın Çokuroğluel’e ödülünü Kartal Adnan Yücel Derneği'nden Kadir Kurt, üçüncülüğü alan Elif Yonat Toğay'a ödülünü Elif Ilgaz verdi.

Öykü ve şiir dallarında Sencer Başat’a Yapı Sanatevi mansiyon ödülü verildi.

 

alt

Ödüller verildikten sonra Âba Müslim Çelik TYS adına yaptığı kısa konuşmasında Adnan Yücel’den bir anısını anlattı.

Jüri üyelerinden ve katılımcılardan Adnan Yücel’i tanıyanlar duygu ve düşüncelerini paylaştılar.

alt

Rüzgarla Bir Müzik Grubu'nun dinletileriyle festival ödül töreni sonlandırıldı.