köze sustum ağıtımı *

* Bu şiir kitabı Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali kapsamında yapılan şiir ve öykü yarışmasında, şiir dalında 3.lük ödülü kazanmıştır. ( kitaptaki şiirlerden bir kısmını yayınlıyoruz)

 

 

 

 

 

 

 

‘’köze sustum ağıtımı’’ adlı kitaptan şiirler

zamansız

                               hasret gültekin’ne

 

                                     aralayamaz ki

                                     zembereği kurulmuş bir saat

                                     bir ölünün kapanan gözlerini

I

bağdaş kurup oturmuştuk

kardeş sofrasına

nefesimizde sabah serinliği

dilimizde renk renk çiçekler

pir sultan’dan ödünç sazımızı

yoldaş kılmıştık ki sözümüze

kızgın maşalar dağladı tenimizi

ah sivas!

kurudu mu gözelerin

serin suların nerede

 

 

II

söğütlerin boy atma zamanıydı

vurulup düştük sevdalı türkülerin terkisinden

kısmetimize erkenden gitmeyi düşürdüler

öksüz bırakarak çocuk gülüşlerimizi

 

şimdi, di’li geçmiş zamanlardayız

paslı çivilerde otopsiyi bekler

karanfil kokulu tenimiz

 

 

 

 

 

çember

 

buza kesmiş döşekler seriyorlar altımıza

üstümüze mayınlı yollar

her çelenge bir tabut iliştiriyor bay başkan

her yaraya bir yürek

siper etmiş göz yaşlarını kendine

kırklanmaya kan arıyor

 

 

hırpalanmış kapıların ardında

kanatsız kuşlar ağlaşıyor

vitrinlerde parçalanmış cesetler

çığlık çığlığa mülteci sirenler

konaklayacak yer arıyor

 

haramiler

                                                          gördüm

                                                          gördüğümden beri

   kapanmayan gözlerimle gördüm

                                                         kayda geçsin anlatacaklarım

gördüm

gördüğümden beri kapanmayan

                                              gözlerimle gördüm

tanıktır buna ninnisiz bıraktığınız beşikler

ve boynuma dolanan ölü çocuk kolları

 

kan kokusu alınca dikleşen kulaklarınız

bereketli harman yerlerini talan etmekte ustalaşmış

                                             uzun ve çabuk elleriniz

kudurmuş köpekler gibi bakan

                                             kan çukuru gözleriniz vardı

 

gördüm

dondurulmuş çocuk gözleri vardı

                                              ekmeklerinizin arasında

somali’den ya da filistin’den aşırılmış

                                                iki kara göz

fersiz bakıyordu yüzünüze

 

gördüm

başkalarının acılarıyla tatlandırıyordunuz balınızı

ve bir tek sizi esirgeyen ve bağışlayan tanrıya sunmak için

                                                                besliyordunuz günahlarınızı

 

 

 

veziriazam ve adamları

 

                                              metin lokumcu’ya

 

I

arsız çengiler meydanlarda

her köşe başında bir soytarı

her patikada bir korkuluk

halka seslenecekmiş veziriazam

mızmızlanmak

ve oyun bozanlık etmek yasakmış

 

ikinci bir emre kadar

herkes gülüp oynayacakmış

şehre izinsiz girilip çıkılmayacakmış

 

II

veziriazamın yardımcılarının yardımcıları

büüüüüyük economistler

kriz falan yok diyorlarmış ve ekliyorlarmış:

giderse orospular greve

aç kalabilirmiş pezevenkler

esnek üretim şartmış

ve kayıt altına alınmalıymış

hayatın kenarından işleyen overlokçu kızlar

ve de ağıt toplayan çocuklar

 

III

sevda yoksunu, kutsanmış zalimler

korkuyu besliyorlar koyunlarında

ve mutlak sessizlik istiyorlar sokaklarda

gaz çıkaran adamlar

 

IV

abdestsiz kılıyorlar cenaze namazlarımızı

üstleri başları, elleri ayakları kan

kan namazı bozar

insanlık mezhebinde

 

 

çığlık

siyah önlüğünün cebinde

beyaz bulutlar gezdiren çocuk bendim

büyüdüm

boy attı gözlerim

günahı ve sevabı gördüm

defni gecikmiş bir mevta sayılmasın anlatacaklarım

 

vatanperver babanın

vatan haini oğluydum

kökü dışarda adamların

kitapları çıkardı çantamdan

devlet, paletli elleriyle okşardı yüzümü

söküp alırdı dilimdeki bütün sözcükleri

kanla dolardı ceplerim

annem gözyaşlarıyla yıkardı beni

kirlenmek güzel değildi o zamanlar

 

akrabaydık acının bütün renkleriyle

kapımızı en çok kurşuni çalardı

uçup giderdi annemin duaları

babamın yumrukları arasından

çırılçıplak kalırdık kış ortasında

soğuk duvarlar örterdi üstümüzü

 

dikenli teller çekilmişti parmak aralarımıza

el ele tutuşunca kanardık

el sallayabilirdik ama

tabuta konulan arkadaşlarımızın ardından

 

defni gecikmiş bir mevta sayılmasın anlattıklarım

ağzıma kürelenen köze sustum ağıtımı

meçhul bir çığlığım artık kapı aralığınızda

 

 

   uludere

                                   28 Aralık 2011,Uludere

iki bin on birde

uludere’nin

uslanmaz

ve us almaz çocuklarıydık

 

iki bin on birde

uludere’de

yoksulluğun ayazında

rüzgâra karşı işerken

bombasını düşürdü üvey babam

kapının eşiğinde kaldı

kollarım, ayaklarım

gözlerim açık annem

 

Ejder DEMİR

 

 


 

Ejder DEMİR

   1964 yılında Artvin’in Ardanuç ilçesinde doğdu. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Yüksek Okulu Sınıf Öğretmenliği ve Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümlerini bitirdi. Öğretmenlik ve drama-tiyatro eğitmenliği yapmaktadır.

   Yazdığı şiirler Akatalpa, Kum, Çağdaş Türk Dili, İnsancıl, Evrensel Kültür, Bireylikler, Koridor, Eliz Edebiyat, Sincan İstasyonu, Varlık dergilerinde yayınlandı.

Eserleri:

köze sustum ağıtımı (kurgu kültür merkezi yayınları,2012)