Yapı Sanatevi

Oğuz Tansel 2012 Halkbilim Ödülü Gülsüm Cengiz’in

 

Oğuz Tansel’i anılarda yaşatmak, kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal altbecerilerini değerlendirmek amacıyla verilen  Oğuz Tansel Yazın Ödülü bu yıl Halkbilim alanında bir araştırma-inceleme dosyasına verilmiştir.  Ödülü Yazar-Şair Gülsüm Cengiz “Kadınlar İçin Söylenmiştir” (Evrensel Basım Yayın, 2011) adlı araştırma-antoloji kitabı ile kazanmıştır. Prof. Dr. Ali Rıza Balaman, Prof. Dr. İlhan Başgöz, Prof. Dr. Cevat Geray, İlhan Gülek, Prof. Dr. Muhtar Kutlu, Prof. Dr. Arzu Öztürkmen ve Metin Turan’dan oluşan seçici kurul, Cengiz’in eserini oy birliği ile ödüle değer bulmuştur. Gülsüm Cengiz,  on yılı kapsayan ama hala bitiremedıği uzun soluklu araştırmasına bir nokta koymak zorunluluğunu belirterek “Bu kitap bir şiir antolojisinden daha çok üzerinde yaşadığımız topraklarda, tarihsel süreç içinde kadınların toplumsal yaşamdaki yerine ve durumuna; kadınların duygu, düşünce ve umutlarına şiirler aracılığıyla tanıklık etmeyi amaçlayan…” sözleriyle toplumsal, ağır bir görev üstlenmiştir.

Son Güncelleme (Pazartesi, 07 Mayıs 2012 19:54)

Devamını oku...

 

Festival Komitesinden Açıklama

Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali Hazırlık Komitesi öykü ve şiir yarışmalarının başvuru süresinin dolduğunu açıkladı. Adnan Yücel’in 10. ölüm yıldönümü nedeniyle düzenleyeceğimiz festivalin bir ayağını oluşturan “Öykü ve Şiir Yarışması” başvuruları 30 Nisan saat: 22.00 itibariyle sona ermiştir. Gösterilen ilgiye hazırlık komitesi olarak teşekkür ediyoruz. Yarışma sonuçları, yapisanatevi.org ve adnanyucelfestival.blogspot.com adreslerinden duyurulacaktır.

Son Güncelleme (Pazar, 06 Mayıs 2012 17:18)

 

Festival tanıtımı kapsamında panel yapıldı

Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali tanıtım kapsamında Alibeyköy'de panel gerçekleştirildi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen panel, derneğin Alibeyköy Şubesi konferans salonunda gerçekleştirildi. Saat 18.00’de başlayan panelde festivalin amacına uygun olarak genç katılımcıların yoğunluğu dikkat çekiciydi.

Festival Hazırlık Komitesi adına konuşan Ali Öztürk ve Ersoy Şahin söze Adnan Yücel’de somutlanan devrimci sanat anlayışının tarifiyle başladılar.

Adnan Yücel’in 12 Eylül döneminde darbeye karşı yaprak kımıldamazken direnenlerin arasına devrimci sanatıyla katıldığını vurgulayan Öztürk, “Onun, sanatını hiçbir zaman örgütlü kimliğinden ve mücadelesinden ayırmadığını” söyledi.

Devamını oku...

 

Bir yolcuyum güneşin izinde

Adnan Yücel’i anlatmak; alnı daima dik şiirlerin şairini… Onu sayfalara düşen sözcüklerle değil, şiirinden yansıyan gelecek izdüşümleriyle anlatmak istiyoruz. Bu şiir ki yaşamı bütün görünümleriyle algılarken, onun özüne de doğrultur gözlerini. Ama sadece bir ayna değildir Adnan Yücel’in şiiri.
O şiir ki geleceği ve arzu edileni de nakışlar dizelerine. Upuzun bir “offf!” sesidir yankılanan şiirlerinde; ama bu iç çekiş kendi dünyasına kapanan, gözleri görmeyen, elleri tutmayan kötürümce bir iç çekiş değildir. Ona şiirlerindeki bu “iç çekiş”in nedeni sorulduğunda yalın bir anlatımla özetler nedenini: “Bin yıldan beri düşüncesi yasaklanmış bir toplumun sesi nasıl çıkar? Sesi kan içinde çıkmıştır hep. Toprakları acılı topraklara dönüşmüştür. O topraklarda açan çiçekler bile acı renginde olmuştur hep. İç çekişim ve başkaldırışım bu yüzden. ”Toplumun sesi olmaya, onu geleceğin ebem kuşağı renklerine davet etmeye aday bir şiir… Bunu ne kadar başardığına girmeyeceğiz. Ama şiirlerindeki anlam evrenine yapacağımız dalışlarla bu nabız atışlarını nasıl tuttuğunu aktarmaya çalışacağız.

Devamını oku...

 

Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali

Şiir, ruhunu ve omurgasını oluşturan imgelerini, beslendiği kaynağın sınırları ölçüsünde üretir. Bu kaynak, tarihin-toplumun-doğanın tüm anlamlı değerleriyle sınırsızca buluşan bir derinlikteyse eğer, şiir de imgelerini o sınırsızlık içinde dokur. Hele şairle kaynağı arasındaki ilişki dolayımsız bir özdeşleşme ilişkisiyse, şiirin dokusu da o düzeyde sağlamlaşır, samimileşip coşkun bir nehir gibi senfonik bir zenginlik kazanır.


Adnan Yücel şiirini gelecek kuşakların da besleneceği ölümsüz bir kaynak haline getiren budur. O, insanlığın sınırsız-sömürüsüz dünya özlemiyle buluşup, bu özlem uğruna gözüpek bir kavgaya tutuşanları şiirinin kahramanı kılmış, kendi yaşamını da bu özlemin gücüyle içeriklendirmiş bir şairdir.

Tarihten, toplumdan, doğadan derlediği imge denizi o yüzden hep “badem çiçekleri” tazeliğinde, bahar yüklü anlamlar, umutlar, coşkular taşır! İçten bir samimiyetle dokunmuş dizeleri işte o yüzden hiç eskimeyen bir tazelik taşır. Şiirinin ruhuna, imgelerine kaynaklık eden kahramanlarının ölümlerini, “Kim takacaktı ölürken ölümsüzlüğü gül diye yakasına” dizeleriyle karşılayıp onları yaşamlarının izini sürerek ölümsüzleştiren şair, kendisini de durmaksızın yenileyerek ürettikleriyle büyüterek yaşamaya devam ediyor!
Ölümünün 10. yılında “kavganın ve umudun şairi”ni, düzenleyeceğimiz “Adnan Yücel Edebiyat ve Sanat Festivali” kapsamında yeniden selamlayacağız. 8-9-10 Haziran 2012 tarihlerinde yapılacak festivalin ana hattını “Adnan Yücel şiiri” ve “toplumcu gerçekçilik” oluşturmaktadır.

Festival kapsamında paneller, öykü okumaları, şiir ve müzik dinletileri, sergiler vb. etkinlikler yapılacaktır. Aynı zamanda şiir ve öykü yarışması düzenlenecektir. Ana tema “Adnan Yücel şiiri ve toplumcu gerçekçilik” olarak belirlenmiştir.

Devamını oku...

 

İlhamı kavga olan bir şair

Adnan Yücel’in 1970′li yılların sonlarında başladığı yazma serüveni, diğer dergi ve gazetelerde çıkan ürünleri dışında somut olarak ilk şiir kitabının yayınlanmasıyla başlar (1979). Yücel’in şiiri özellikle ‘80 öncesinde gelişen devrimci sınıf hareketinden bağımsız düşünülemez. Zaten ilk şiir kitabı bu dönemi yansıtan bir isimle yayınlanır: Kavgalara Sözlenen Sevda


Hemen sonra 1980 faşist darbesi gerçekleşir. Bu süreç ilerici her kesimi vuran “koyu bir eylül sarısı” olarak dile gelecektir daha sonraki şiirlerinde. Öyle ki Adnan Yücel, 12 Eylül döneminde olsun, 90’ların ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan liberal tasfiyecilik süreci olsun; aydınların, sanatçıların ve şairlerin günün havasına “uyum sağladıkları”, sistemin ve düzenin suyuna gittikleri yerde gerçekten başı dik üretimini sürdürmüştür.

Devamını oku...

 
Sosyal Medya

Anketler
Tiyatroya hangi sıklıkta gidersiniz?